|
MEZHEP İMAMLARININ VE
FIKIH ÂLİMLERİNİN ÇALGI HAKKINDA Kİ GÖRÜŞLERİ |
|
|
|
|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
İmâm-ı A'zam Ebu
Hanife'ye göre
eğlenmek için çalınan tüm çalgılar haramdır. (el-Merginânî, el-Hidâye, IV,
80)
el-Hidâye
sahibi, Hanefi mezhebinin görüşlerini şöyle açıklar:
Düğün
yemeğine davet edilen kimse
düğüne gittiği zaman orada oyun ve çalgının bulunduğunu
görse oturup yemeğini yemesinde
bir sakınca yoktur. Ebu Hanife der ki: "Bir kere böyle bir
şeye mübtelâ olmuştum, fakat
sabrettim." Yani davet mahalli olan düğün yerinden
ayrılmadım. Oyun ve çalgı bulunan yeri
terketmemekten ibaret olan bu hüküm, davete
icabet etmenin sünnet oluşundandır. Hadiste:
"Davete icabet etmeyen Ebu'l-Kasım'a asi
olmuştur. " buyurulmuştur. O halde düğünde çalgı
ve oyun gibi bidatler vardır diye sünnet
olan davete icabet terkedilemez. Bu, başkaları için
örnek olma durumunda olmayan
kimseler hakkında söz konusudur. Başkalarına örnek olanlar
bu gibi şeyleri önleme
gücüne sahip değillerse orada oturmaz çekip giderler. Çünkü
gitmemelerinde dine kötülük
etme ve müslümanlara günah kapısını açma gibi mahzurlar vardır.
İmâm-ı A'zam'ın
bahis konusu hareketinin, örnek olma durumuna gelmeden önceki dönemine
ait olduğu
nakledilir.
Çalgı ve oyun, düğün yapılan evin yemek yenen kısmında ise,
örnek
olmayan insanların bile orada oturmaları caiz değildir. Çünkü Kur'ân'da:
"Sana
Kur'ân nazil olduktan sonra zâlim insan gruplarıyla oturma." (el-En'âm, 6/68)
buyrulur.
Bu hüküm, çalgı ve oyunun olup olmadığını bilmeden düğüne gidenler
için söz
konusudur. Gitmeden evvel bunu bilenler düğüne gidemezler. (el-Merginânî,
a.g.e., IV,
80)
İmâm Mâlik'in meazif (genellikle telli çalgılar) ve ûd gibi çalgı
aletlerini mübah
gördüğünü Keffâl ve Reyyânî naklederler. (Şevkânî, a.g.e., VIII,
105)
Medine uleması,
çalgı aleti ile bile olsa, mûsikînin caiz olduğunu söylemişler,
Şafiîlerle Zâhirîler de bu hususta
onlara uymuşlardır. (Şevkânî, a.g.e., aynı
yer)
İbnü'l Cevzî, İmam Mâlik'in:
"Medinelilere hangi mûsikî türü hakkında ruhsat
veriyorsun?" diye sorulduğunda "Hiçbir türüne
müsaade etmiyorum bunu içimizden fâsık
olanlar yapıyor" diye cevap verdiğini nakleder.
(ibnü'l-Cevzî, a.g.e.,
256)
Hanbeliler; ûd, davul ve saz gibi çalgı âletlerini caiz
görmezler; bu tür aletlerin
çalındığı düğüne gitmenin doğru olmadığına inanırlar. Fakat mücerred
musikiyi, yani
güzel sesle terennümü mübah görürler. (el-Fıkhu ala mezâhibi'l-erbaa, II,
44)
İbn
Hazm, mûsikî'ye dair bağımsız bir eser yazmış ve mûsikîyi yasaklayan tüm
hadisleri
tenkid ederek bunlardan hiçbirinin sahih olmadığını ileri sürmüştür. Bu mezhebe göre
mûsikînin her çeşidi helâldir. (Süleyman Uludağ, İslâm Açısından Mûsikî ve Semâ,
İstanbul
1976, 187)
İmam Gazâlî, semâın (müzik dinleme) mübah olduğunu
zikreder ve sesleri;
canlılardan çıkan seslerle, cansızlardan çıkan sesler diye iki kısma
ayırır; bunları dinlemenin caiz
olduğunu söyler. Ancak içki ile çalınması mûtâd olan
çalgıların haram olduğunu ifade eder.
(Gazalî, İhya, Kahire 1967, I, 343-348).
|