Genel
Olarak Âdet
(Bu başlık altında âdetle ilgili meseleleri bir problemi çözer biçimde,
oldukça karmaşık olarak anlatmak zorunda olduğumuzdan, konunun sonuna âdeti kısa ve öz
olarak anlatan bir özet ekleyecegiz. Bu konuda kısa ve genel bilgi edinmek isteyenler,
öncelikle orayı okumalı, orası ile halledemedikleri problemleri çıktığında, burada ilgili bölüme
bakmalıdırlar. Aynı şey lohusalık ve hastalık kanı için de söz konusudur.)
1- Âdet
görme, yani hayız, kadının özelliklerinden ve onu erkekten ayıran yönlerinden biridir. Âdet,
anormal ve çirkin bir olay değil, normal ve kadının fıtratının, yani yaratılışının gereği olan
doğal bir olaydır. Âdet görme, kadının sihhatli ve normal olduğunu gösterir.
2- Islâm
bu konuda da aşırılıklardan uzak bir orta yolu öğretir: Cahiliyyet dönemindeki Araplar âdetli
kadınlara arkadan cima ederlerdi. Hiristiyanlar âdetli kadınlara, bu hallerinde iken önden cima
ederlerdi. Yahudilerle Mecusîler ise, tam tersine, âdetli kadından son derece uzak kalır, hattâ
âdetleri bittikten sonra bir hafta daha onlarla bir arada bulunmazlar, onlarla beraber yemezler,
içmezler ve oturmazlardı ve kitaplanndaki emrin bu olduğunu söylerlerdi. (Müslim, hayz 16; Ebû
Dâvûd, tahâret 103.) Ilk ikisi temizlige dikkat etmeme ve sihhat bozucu bir davranış, diğeri de
kadınları küçük düşürücü ve dışlayıcı bir uygulama idi.
3- Islâm geldi, "hayız, eziyet
verici bir haldır, dolayısı ile hayızlı iken kadınla cima etmeyin..." (Bakara (2) 222.) âyeti
gönderildi. Hiç mi yaklaşmayacağız diye soranlara, bunu Yahudilerden etkilenerek sormuş
olabilecekleri için, Peygamber Efendimiz; "her şeyi yapın fakat cima etmeyin" (Müslim,
hayz,16; Nesâî, taharet 180; Ibn Mâce, taharet 124; Darimî, vudû 117.) buyurarak, kadının
âdetli iken kirli bir çaput gibi bir kenara atılamayacağını öğretti. Çünkü âdetlilik, pislik demek
değildi. Kur'ân ondan "pisliktir" diye değil, "eziyettir" diye söz etti. Yani âdetli iken kadınla
cima, hem erkek için, hem de kadın için bir eziyettir ve sağlıga zararlıdır.
4-
Peygamberimiz bunu, uygulayarak da öğretti: O, annelerimiz olan hanımları âdetli iken göbekle
dizkapağı arasını bir peştemal(izar) ile örtmesini söyler ve geri kalan yerlerinden yararlanır,
okşar ve ilgilenirdi. (Buharî, hayz 5; taharet 175; Darimî, taharet 108; Muvatta, taharet 102)
Bunu elbette kendisi cinsel tatmin aramak için yapmazdı. Çünkü hanımlarının hepsi bir anda
âdetli olmayacağına göre cinsel ihtiyacağı âdetli olmayan hanımlarıyla normal yoldan
giderebilirdi.
Durum bu iken böyle davranmasının iki önemli nedeni vardı:
a).
Bunu yapmakla, bu konudaki batıl inançları yıkmış ve bunun caiz olduğunu bildirmiş
oluyordu.
b). Âdetli iken bedensel ve psikolojik rahatsızlık duyan kadını, itilmişlik ve
yalnızlık duygusundan kurtarmış ve ona eskisi gibi insan olmakta devam ettiğini göstermiş
oluyordu.
Çünkü Peygamberimizin bütün hanımları âdetli iken kendilerine böyle
davranıldığını haber vermişlerdir. (bk. Müslim, hayz 3.)
Bunu bir de onların, görüşüp
konuştukları her kadına bunun normal ve caiz olduğunu anlatmaları ve yaygınlasması için
yapıyordu.
5- Islâm'da âdetli kadının pis olan yönü sadece kanıdır. Nitekim erkeğin
de idrarı ve dışkısı pistir. Âdetli kadınla cima dışında herşey yapılır. Onun teri ve tükrügü
pis değildir, onunla kucaklasılir, öpülür, beraberce yemek yenir. Hattâ artığı yenilebilir.
6- Aişe Annemiz: "Allah Rasulü söylerdi ve ben âdetli iken onun başını yıkardım.
Ben âdetli iken kucağıma yaslanır Kur'ân okurdu". (Buharî, hayz 2, 3; Müslim, hayz 15;
Nesâî, taharet 173,174;Müsned V/400, VI/68,117,135,148.) Âdetli iken kemikli haşlamanın
etini ısırırdım ona verirdim, alır ve benim ısırdığım yerden ısırırdı. Âdetli iken su içtiğim
kabı ona verirdim, alırdı ve ağzını, benim ağzımı koyduğum yere koyar ve içerdi" (Müslim,
hayz 14; Izahi için bk. Davudoğlu N/990-91; Ebû Dâvûd, tahâret 103.) demiştir.
7-
Âdet görme, Allah'ın bir kanunudur. O, âdetli kadının namaz ve orucunu da bırakmasını
emretmiştir. Kadın nasıl namaz kılma ve oruç tutma emrini yerine getirirken sevap kazanırsa,
âdetli zamanında yine emre uyarak namaz kılmamak ve oruç tutmamakla da sevap kazanır.
8- Fıkıh kitaplarımızın hemen hemen hepsinde âdetin, en zor meselelerden biri
olduğu söylenir. Çünkü gerek âdetin başlangıç ve bitim zamanlarının hesabı, gerek âdet
kanının özellikleri ve gerekse âdetli iken yapılabilen ve yapılamayan şeyler, yani, âdeti
ilgilendiren gusül, namaz, Kur-ân okumak, oruç, itikâf hacc, cinsel ilişki boşama, iddet, istibra
vb. meseleler kolaylıkla bilinebilecek şeyler değildir. Dini titizligi ve gayreti olanlar dışında bu
konuyu çok az kimse bilebilir ve Allah'ın arzusuna uygun olarak yaşama derdi olmayan zayıf
imanli kimseler bu konuda çok büyük hatalar yaparlar ve bünyelerine de, dinlerine de, eslerine
de zarar verirler. Bu yüzden özellikle kadınların bu konuyu çok iyi bilmeleri gerekir. Erkekler de
evin reisi ve kadının "kayyum"u olmaları bakımından bundan aynı derecede sorumludurlar.
Âdetin Tanımı
9- Âdet: Hamile olmayan, ergin kadının rahminden (döl
yatağından), lohusalık ya, da kan akmasına sebep olan bir hastalıktan ötürü değil de ergin
kadınlık gereği, belli sürelerle gelen kandır.
Bu, âdeti bir kan ya da olay görmemiz
halinde yapacağımız tariftir.
10- Âdetli olmayı değişik bir durum ve yeni bir hal olarak
düşünürsek âdeti; sözü edilen kan sebebi ile ortaya çıkan şer'î bir engeldir, diye tarif ederiz.
Yani birinci tarif, âdet kanının pis bir madde olmasına, ikinci tarif de sebep olduğu
hades (hükmî pislik, yani abdestsızlık ve gusülsüzlük) haline göredir.
11- Âdet
dediğimiz "hayz" in sözlük anlamı "akmak" tir.
12- Hayız karşılığı olarak dilimizde
kullanılan en yaygın kelime "Âdet"tir. "Aybaşı", "kirlilik", "namazsızlık", "ay hali" gibi
kelimeler de aynı anlamda kullanılır.
|