Rengi ve
Kokusu
"Ümitsızlık" yaşına varmayanlarda saf beyaz akıntı dışında gelen kırmızı,
siyah, hakî, bulanık, saman ya dadişsarısi, hatta yeşil gibi her renk âdet kanı olabilir.
Ümitsızlık yaşına varanlarda ise âdet kanının rengi sadece koyu kırmızı ya da siyahimsidir.
Dolayısı ile ellibeş yaşınıgeçenlerden gelen ve bu iki rengin dışında olan her akıntı âdet
değil, hastalık kanıdır.
Kanın rengi konusunda, ilk çıktığı ve bezde belirdigi zamana
itibar edilir. Çünkü o anda tazedir ve asıl rengindedir. Kuruduktan sonraki rengine itibar
edilmez. Çünkü kuruyunca rengi değişebilir.
Âdet kanının kokusu ağır ve rahatsız
edicidir. Hastalıktan dolayı gelen kan ise kokusuzdur.
Âdet Kanının Ilk Çıkışı
(Sübûtü)
Ilk âdetini gören ya da ilk doğumunu yapan kadının âdeti ve lohusalığı ile
ilgili hükümler değişiktir ve bu durumdaki kadına "mübtedie" yani, yeni başlayan, ilk âdet
gören denir.
Âdetin ilk başlama yaşı dokuz yaştır.
Yeni başlayan kadının
âdet zamanı gördüğü her kan, üç günden az on günden çok olmadıkça, âdet kanı,
doğumunda gördüğü her kan da, kırk günü geçmedikçe lohusalık kanıdır.
Ilk
başlayan kadın bir saat (bir süre anlamında) kan görüp arkasından ondört gün temiz kalsa,
onun ardından da yine bir süre kan görse ilk on günü âdet sayılır ve bununla ergin olduğuna
hükmedilir. Çünkü bu iki kan arasındaki temizlik, onbeş günden az olduğu için anormal bir
temizliktir. On günün bitiminde; temizlik halinde de olsa, yıkanır. Ramazan ise, bu on günde
tutmadığı oruçlarını kaza eder.
Bu örnekte görüldüğü gibi, yeni başlayanın âdeti
temizlikle başlayamaz ama, temizlikle sona erebilir.
Dokuz yaşını tamamlayan kız ilk
defa gördüğü kandan dolayı namazını ve orucunu bırakır, evli ise karıkoca ilişkisinde
bulunmaz. Kan üç gün tamamlanmadan kesilir ve onbeş gün dolmadan bir daha akmazsa,
âdet kanı değil özür kanı olduğu anlaşılır ve bıraktığı oruç ve namazlarını kaza eder.
Fakat Imam Muhammed'den nakledilen bir görüşe göre bu durumda olan kadının gelen bu ilk
kanın üç gün devam etmedikçe âdet kanı olduğu kesinlesmez, sahibi de namazı bırakamaz
ve orucu erteleyemez. Aricak birinci görüş daha sağlamdir. Çünkü Allah Teâlâ Kur'ân'da âdeti
"ezâ" diye nitelemiştir (2/222) Kanın çıkmasıyla bu nitelik gerçekleşmiş ve âdet kabul
edilmesinin sebebi oluşmustur.(Bu konuda Malıkîlerin de güzel bir değerlendirmesi vardır:
Dokuz yaşına girmemiş bir kızdan gelen kan bir illet kanıdır. Dokuz ile oniki yaş arasında
bulunan bir kızdan gelen kan, bilen kadınlara ya da doktara gösterilir, kesinlikle âdettir
derlerse ya da şüphelenilirse bir illet kanı sayılır. Onüç yaşına gelen bir kadından elli yaşına
kadar gelen kan ise mutlaka âdettir. Elli yaşını geçmiş bir kadından yetmiş yaşına kadar
gelen kan da yine bilir kadınlara ya da doktora gösterilir. Yetmiş yaşına ulaşmış bir kadından
gelen kan ise kesinlikle özür kanıdır.Şâfiîlere göre âdetten kesilmede belirli bir yaşı yoktur.
Hanbelîlere göre ise elli yaş âdetten kesilme yaşıdır.)
Âdetin başlaması kanın
yuvarlak olan iç ferçte (kadının cinsel organı) belirip, uzunca olan dış ferce geçmeşiyle ya da
sadece iç dudaklann ucuna kadar gelmesiyledir. Akşamdan bez ya da pamuk koyup,
sabahleyin bezinde ya da pamuğunda kan gören kadının âdeti, kanı gördüğü andan itibaren
başlar. Çünkü "olaylan en yakın zamanına bağlamak" bir kuraldır. Pamuğu koyduğu andan
itibaren başlar diyenler de vardır.Tersine; âdetli bir kadın, kullandığı bezi sonradan temiz
görse, temizliği bezi koyduğu andan itibaren başlamış sayılır.
Âdetin sona erdiği yaş
ise ellibeştir. Bu yaşa "iyâs" yani "ümitsizlik" yaşı denir ki, kadın artık hamile kalma ümidini
yitirmiş demektir.
Çok nadır olsa bile kadın ellibeş yaşını geçtikten sonra da âdet
görebilir. Meselâ bu yaştan sonra gelen kan koyu kırmızı ya da siyah ise âdet kanıdır, değil
ise hastalık kanıdır, âdet değildir.
Ellibeş yaş ender durumlar dışında, kadının
âdetten kesilmeşinin son yaşıdır. Âdetten kesilmeye başlamanın ilk yaşı ise kırkbeştir.
Burada ve diğer dinî konularda yaş hesaplamasında Güneş Yılına değil Ay Yılı'na
itibar edilir.
Âdetin Ölçüsü (En Azı ve En Çoğu)
Âdetin en az süresi üç tam
gün, yani yetmiş iki saattır. Ebu Yusuf'a göre iki tam gün ve üçüncü günün de yarıdan çoğu
âdetin en azıdır.
Buna göre meselâ pazar günü güneş doğarken bir süre kan görse,
arkasından da çarsamba günü şafak sökümüne kadar kan kesilse ve aynı gün güneş
doğmadan az önce tekrar kan görse ve güneşin doğumunda kesilse, ya da ikinci doğuşa
kadar sürse, bu kan âdet kanıdır. Çünkü yetmiş iki saatlık ölçü (nisab) tamamlanmıştır.
Kanın bu ölçünün iki ucunda görülmesi yeterlidir, bu ölçü süresince devam etmesi şart değildir.
Arada bir gelmesi, âdet olması için yeterlidir.Yine bu maddeye ve bu örneğe göre kan
yetmişıkı saat dolmadan az önce kesilse, arkasından onbeş tam gün temiz kalsa bu kan âdet
kanı değildir, çünkü ölçü (nisab) dolmadan normal bir temizlik süresi geçmiştir. Böyle bir temizlik
süresinden sonra gelecek kan önceki ile beraber hesaplanamayacaktır.
Fakat kanın
kesilmesinden sonra onbeş tam gün dolmadan, meselâ onuncu ya da daha önceki bir gün
tekrar kan görse, hepsi âdet kanı olmuş olur. Eğer on günden sonra, onbeş günden önce
görecek olsa, düzgün âdeti bulunması halinde âdet günleri kadarı, bulunmaması halinde ise
on günü âdet kanı sayılır. Çünkü, ileride de geleceği gibi, âdetin en çoğu on gündür ve âdet
günleri içerisinde kanın sürekli gelmesi şart değildir, yani eksik temizlik de kesintisiz kan
sayılır.(Imam Şafii ve Ahmed'e göre âdetin en azı bir gün ve bir gece, en çoğu ise onbeş
gündür. Imam Malık'e göre ise azı ve çoğu için bir sınır yoktur. Bu görüşlerin de
dayandıkları şer'i deliller mevcuttur).
Âdetin en çok süresi on tam gün, yani, ikiyüzkırk
saattır. Ancak kadın fetva sorduğu müftüye onbirinci günde temizlendığını bildirse fetva
verecek olan, bir kaç saati hesaba katmayıp ona on gün âdet gördüğünü söyler. Âdetin en
azı dışında hep böyle davranılıp, yeni güne geçmiş birkaç saat hesaba katılmaz. Ta ki,
kadınların bu durumu zor bir problem haline gelmesin.
Bu maddeye göre üç günden
az ve on günden fazla gelen kan âdet kanı değil, hastalık kanıdır.
|