|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Cenazenin yıkanmasından gömülmesine kadar, yapılan işlemlere "teçhiz" (hazırlamak) denir.
İslâm'da, ölen kimsenin en kısa zamanda yıkanması, kefenlenmesi ve cenaze
namazının
kılınarak toprağa verilmesi gerekir. Bu konuda acele davranmak müstehabtır.
Ölü şöyle
yıkanır:
Yıkanacak ölü teneşir veya yüksekçe bir yere sırt üstü konur
ve diziyle göbek
arası bir örtü ile örtülür. Teneşir, ölülerin yıkanması için yapılmış, sedire
benzer yüksekçe bir
tahta masadır: Erkek ölüleri erkekler, kadın ölüleri de kadınlar yıkar.
Ölüyü yıkayan kişiye birisi
su dökerek yardımcı olur. Ölüyü yıkamak, ona gusül abdesti
aldırmaktır. Boy abdesti* almasını
bilen herkes ölüyü yıkayabilir; ölü yıkamanın
gerektirdiği ayrı bir bilgi ve dua
yoktur.
Yıkayacak kişi eline bir bez sardıktan
sonra, ölünün avret yerini yıkayıp temizler.
Bundan sonra ölüye bir abdest aldırır. Abdest
aldırırken ağzına, burnuna su vermez,
parmaklarıyla mesheder. Yüzünü, kollarını yıkar,
başını mesheder ve ayaklarını
yıkar.
Bundan sonra ölünün üzerine su dökülür,
başı ile bedeni sabunlu su ile temizce
yıkanır, sonra sol tarafına çevrilerek sağ tarafı
yıkanır. Bundan sonra sağ tarafına çevrilerek,sol
tarafı iyice yıkanır. Her âzâyı yıkarken
üç defadan az yıkamamak sünnettir. Suyun zor ulaşacağı
organlar yıkanırken ovularak
yıkanmalıdır. Bundan sonra yıkayan kimse cenazeyi oturtur gibi
kaldırıp, kendisine
doğru yaslayarak karnını ovalar; altından bir şey çıkarsa, sadece orasını
yıkayıp
temizler, tekrar abdest aldırmaz ve yeniden bütün vücudu yıkamaz. Böylece yıkama
işlemi biten bir ölü havlu veya benzeri şeylerle kurulanır ve kefenlenir. Sonra başına,
yüzüne ve
sakalına güzel kokular sürülür, secde yerlerine kâfûr dökülür. Yıkanırken
ölünün saç ve
tırnakları kesilmez. Ölünün kapalı bir yerde yıkanması daha iyidir. Ölüyü,
kendisine en yakın bir
kimse veya ahlâki iyi olan ve cenaze yıkamasını iyi bilen birinin
yıkaması gerekir. Kadın kocasını
yıkayabilir. Fakat, yıkayacak hiçbir kadın
bulunmamak gibi bir mecburiyet olmadıkça erkek,
ölmüş karısını
yıkayamaz.
Şişmiş olup dağılmak üzere bulunan ve dokunulması mümkün
olmayan bir ölünün üzerine sadece su dökülmesi yeterlidir. Yıkayan, cenazeyi yıkamaya
niyet
ederek besmele çeker. Yıkama bitince: "Gufrâneke yâ Rahmân" yani, "Ey
merhametli Allah'ım
bağışlamanı dilerim" der.
Müslüman ölünün vücudunun bir
parçası bulunması halinde,
onu yıkamak konusunda âlimler arasında görüş ayrılıkları
vardır. İmam Şâfiî, Ahmed b. Hanbel
ve İbn Hazm, "yıkanır, kefenlenir ve üzerine
namaz kılınır" demişlerdir. İmam Şâfiî: "Bir kuş,
Cemel vakasında Mekke'ye bir el getirip
attı. Parmağındaki yüzüğünden Mekkeliler onu
tanıdılar. Bu eti yıkayarak namaz
kıldılar. Olay sahabenin huzurunda olmuştur" demektedir.
Ahmed İbn Hanbel der
ki:
"Ebû Eyyûb, vücudun bir ayağı varken, Ömer ise bir kemiği
varken üzerlerine
namaz kılmışlardır." İbn Hazm: "Müslüman ölüsünden bulunan her şey
üzerine namaz
kılınır; şehit değilse yıkanır, kefenlenir." demiştir. Bulunan parça üzerine namaz
kılmaya
niyet edilir. Namaz ise hepsine, yani ceset ve ruhu üzerine kılınır. İmam Ebû Hanife ve
İmam Mâlik'e göre; "Eğer yarıdan çoğu bulunursa yıkanır ve namazı kılınır; eğer
bulunmazsa
yıkanmaz ve namazı kılınmaz."
|