|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Ibn Abidîn'in şu ifadesinden, konumuzla ilgili bir ölçü ve kistas edinilmesi
mümkündür :
"Bazıları, okuyan belirli olursa ücret caizdir, değilse değildir, demişler.
Zâhidî, bu da kiraata
ücretin câiz olduğunu gösterir, diyor. Bunu nasıl anlayacağız denirse
şöyle cevap veririz
:
Bizim yerleşmiş bir kaidemiz vardır ki, şudur : Fıkhî
meselelerin kaynağı, Kitap'tan,
sünnet'ten ya da icmadan, meşhur ve malûm bir esas ise,
artık bu, hiç kimse için tartışma
konusu değildir. Yok eğer kaynak ictihada dayanan bir
esas ise bakılır, nakleden, müctehit ise
delilini aramâksızın uyulması gerekir. Nakleden
değil de, kendisinden nakledilen müctehitse ve
naklin ondan yapıldığı sabitse, durum
yine aynıdır. Ama kendi görüşüyse, ya da bir başka
mukallitden nakledilmişse veya
mutlak zikredilmişse ve fakat şer'i bir delil de gösteriyorsa, buna
da bir diyeceğimiz yoktur.
Aksi halde bakılır; eğer belli temel kaidelere ve muteber kitaplara
uyuyorsa, onunla amel
câizdir, âlim için de delilini araştırması gerekir. Bütün bu zikredilenlere
uymuyorsa nazar-ı
itibara alınmaz."Hasan Basri merhum'un şu sözleri bu konuya ışık tutabilir
:"Duada
ciğerlerini parçalayacak ve dinleyenlerin kulak zarlarını patlatacak gibi bağırıp
çağırmak,
süslü olsun ve beğenilsin diye tumturaklı tasannu'lara, seci' ve kafiyelere yer
vermek câiz
değildir.Bu, niyaz ettiğimiz Allah'ı saymamaktır. "Na'ra kemter zen ki, nezdîkest
Huda =
Duada bağırma ki, Allah uzak değil, yakındır" (Hasan Basrî Çantay, Kur'ân-ı Hakîm ve
Meal-i Kerîm. Ist.1969, I/248.)
Buraya kadar aktardığimiz naslar, ictihatlar ve
tahlillerden
anlaşılan şudur: Insanlarda, hak olsun, batıl olsun, din ile tatmin arayışı
fıtridir. Kendisini
Müslüman olarak bulmuş, fakat Islâmi sağlam temelleriyle bilmeyen
insanların, hatim ve mevlit
gibi dînî görünümlü uygulamalara başvurmaları, ya da
sığınmaları, bu fıtri duygunun eksik bilgi
ile bütünleşmesi sonucudur. Adetâ bir meslek
olarak, para ile Kur'ân-ı Kerîm, ya da mevlit
okuma, ekonomik değil, psikolojik ve itikadî
kökenlidir ve hadiste sözü edilen, Yahudi ve
Hristiyan din adamlarını taklit ve izleme
cümlesinden sayılabilir. Buna zaruretlere binaen cevaz
vermek de mümkün değildir. Konu
üzerinde Hanefi mezhebinin görüşü, takdir ve tercihe
sayandır. Çünkü mesele etraflıca
sadece bu mezhepte ele alınmış, enine boyuna tedkik
edilmiştir. Hattâ "es-Seyfu's-sârim"
ve "Şifa'u'1-alîl" gibi müstakil risaleler yazılmıştır.
|