|
BİDAT EHİLLERİNDEN
BAZILARI |
|
|
|
|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
1. Hâricîler: Bunlar, Imam Ali (r.a)'a karşı çıkan ve ayaklananlardır. Bunların
ayaklanmaları Irak'ta başlamıştır. Bid'atleri ise, müslüman olup büyük günah işleyenlerin
kâfir
olduğunu söylemek ve ashabı kiramı tân etmek şeklinde ortaya çıktılar. Daha sonra
pek çok
bid'atleri ilave ettiler ve yirmiden fazla fırkaya bölündüler. (Ayrıca bk. Hariciler,
Hariciye
mezhebi).
2. Râfîzîler: Bunların bid'atleri ise Hz. Peygamber (s.a.s)'ın Hz.
Ali'nin
hilafetini nâss ile tayin ettiğini, Hz. Ebu Bekir (r.a)'ın ve Hz. Ömer'in Allah'ın
Rasulünün emrine
muhalefet ettiklerini ileri sürmeleridir. Daha sonraları bunlardan Hz. Ebu
Bekir, Hz. Ömer, Hz.
Osman'ı ve başka ashabı yoluyla rivâyet edilmiş hadisleri de
reddederler, Kurân-ı Kerim'in
manâlarına aykırı görüşler serdederler, yalan söylemeyi
helâl kabul ederler.
3. Kaderiye:
Bunlar da Allah'ın kadim ilmini kabul etmezler.
Bunlar, Kaderiyye'nin gulâtı (aşırı) olanlarıdır.
Avâmı ise Allah'ın kadim ilmini kabul
etmekle birlikte, kulların fiilleri Allah tarafından yaratılmış
değildir derler. Ashâb döneminin
sonlarında Ibn Abbas ile Câbir b. Abdullah'ın hayatta olduğu
sırada Basra'da ortaya
çıkmışlardır.
4. Cehmiyye: Cehm b. Safvân'a uyan kimselerdir.
Bunlar yüce
Allah'ın sıfatlarını te'villere saparak nefyederler. Şanı yüce Allah'ın arşının üzerine
yükseldiğini kabul etmezler. Onun konuşmasını, her gece dünya semasına nüzulünü vb.
diğer
sıfatlarını ederler. Bu görüşler kısmen veya tamamen Kuran ve Sünnetin neye
delalet ettiğini
bilmemekten dolayı, sünnet ehline mensup bazı kimselere de geçmiş
bulunmaktadır. Cehmiyye
II. asrın başlarında Horasan'da ortaya çıkmıştır, imamların
pek çoğu onların küfrüne
hükmetmiştir.
5. Mutezile: Bunlar da Allah'ın sıfatını
kabul etmezler, büyük günah
işleyenleri ebediyyen cehennemde kabul ederler. Hz.
Peygamber (s.a.s)'ın şefâatini inkâr eder,
Allah'ın mahlûkatı üzerinde yükselmesini kabul
etmezler. Bunlar da Hasan-ı Basrî'nin
vefatından sonra Basra'da ortaya
çıkmışlardır.
6. Mutasavvıflar: Bid'at olarak ortaya
çıkmış ve ibadet şekline
girmiş çeşitli davranışları dinden ve dinin bir emri olarak kabul eden ve
şeyhler hakkında
aşırılığa giden kimselerdir. Bazıları yüce Allah'ın şeyhe hûlul ettiğini
söyleyecek kadar
sapıklığa varırlar. Onların pek çoğu da vahdet-i vücûda, hulul ve ittihada,
yani hâlikin
mahluk ile birleşmesine inanırlar. Bu. icmâ ile küfürdür. Onlar ayrıca, nassların
te'vilinde
Batınilerin yollarını izler. Kanaatlerine göre bu gibi şeyler ise arifbillahın bilebileceği
şeylerdir. Bu taife yalan ve iftira olarak ehli sünnete nisbet edilen taifelerin en kötü
olanlarıdır.
Hasan-ı Basri'nin vefatından sonra Basra'da ortaya çıkmışlardır.
7.
Mezhebî taassub
bid'ati: Bu, zaman itibariyle yukarıdakilerden daha sonra ortaya
çıkmıştır. Böyle bir bid'at dört
imamın vefatından bir süre sonra görülmeye başlandı. Bu
gibi bid'atçiler dilleriyle imamların
masum olduğunu kabul etmemekle birlikte vakıada böyle
bir masumiyeti kabul ederler. Meselâ,
bu bid'ate sahip bir kimse: Imam herhangi bir hadisi
bilmeyebilir veya imamların hata
edebileceği doğrudur ancak bizim imamımızın hata ettiği
sabit olmamıştır derler. Hatta
müteahhirlerden birisi şöyle der: Bizim mezhebimize aykırı
olan her bir hadis ya te'vil yahut
mensuhtur. Ancak ilim ehli bilirler ki bu bir bid'at ve bir
dalalettir.
Müslüman olan her
kişinin görevi, Kur'ân ve sahîh Nebevî sünnete tâbi
olmak, Peygamber (s.a.s)'in ve ashabının
izlediği yolu izlemektir. Asıl Fırka-i Nacıye
onların izlediği ve onların izinden gidenlerin gittiği
yoldur.
|