|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Duha,
Arapça bir kelime olarak lûğatte, "güneş isabet etmek, terletmek, kuşluk yemeği yemek"
manalarına gelir. "Dahvetün" kelimesi günün ilerlemesi, güneşin biraz yükselmesi
manasına;
duhâ kelimesi ise kuşluk vakti, gün aydınlığı manalarına gelir. Bu anlamıyla
duhâ, aşağıda
sıralayacağımız Kur'ân âyetlerinde de geçmektedir.
1- "Yahut
kasabaların halkı duha
(kuşluk) vakti eğlenirken azabımızın kendilerine gelmesinden
güvende miydiler?" (el-Â'râf,
7/98)
2- Hz. Musa: "Buluşma zamanınız sizin bayram
gününüzde insanların toplandığı
duha (kuşluk) vaktidir" dedi. (Tâhâ, 20/59)
3-
"Kuşluk vaktine andolsun " (ed-Duha,
93/1)
4- "Kıyameti gördükleri gün dünyada
ancak bir akşam yahut bir duhâ (kuşluk)
vakti kalmış olduklarını sanırlar. " (en-Naziat,
79/46)
Fıkhî ıstılahta duhâ vakti güneşin
doğuşundan takriben iki saat sonra
giren zamana denir. Bu zaman güneşin batıya
meyletmesinden az öncesine kadar devam
eder. Bu zamana Türkçe'de kuşluk vakti denir.
İslâm'da işte bu zaman dilimine mahsus
mendup olan duhâ (kuşluk) namazı vardır. Kur'ân-ı
Kerim'de duhâ namazı diye bir
namazdan bahsedilmemektedir. Bu namaz bazı Hadislerde konu
edilmektedir. Taberânî
Mu'cemü'l-Kebir adlı eserinde Ebu'd-Derdâ yoluyla Peygamber
Efendimizin (s.a.s.) şöyle
dediğini naklediyor: "Kim iki rekât duhâ namazı kılarsa o kimse gafil
kimselerden olmaz.
Kim duhâ namazını dört rekât kılarsa Allah'a ibadet eden kimselerden olur.
Kim bu
namazı altı rekât kılarsa o gün ona duhâ namazı olarak kâfi gelir. Kim yine bu namazı
sekiz rekât kılarsa, Allah o kimseyi kendisine itaat eden kimselerden kabul eder. Ve kim ki
bu
duhâ namazını oniki rekât kılarsa Allah ona Cennet'te bir köşk yapar. " (et-Tahtavî,
321)
Ayrıca yine duhâ namazı konusunda Ummu Hâni'den; "Rasûlullah (s.a.s.)
Mekke'nin fethi gününde sekiz rekât namaz kıldı. Bu namaz duha namazıydı" hadisiyle
yine
Ebu Hüreyre'den; "Dostum Rasûlullah (s.a.s.) bana üç şeyi tavsiye etti; onları
ölünceye kadar
bırakmam: Her aydan üç gün oruç tutmak, duhâ (kuşluk) namazı kılmak,
vitir namazı kılıp da
uyumak" (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 151). Ve Hz. Âişe'den
"Rasûlullah (s.a.s.) duhâ
namazını dört rekât kılar ve dilediği kadar da artırırdı" şeklinde
hadisler de varid
olmuştur.
Duhâ (kuşluk) namazının fıkhî hükümlerine gelince:
Bu namazı dört rekât ve
daha fazla kılmak menduptur. Bu namaz oniki rekâta kadar
kılınabilir. Ayrıca en azı iki rekat, en
fazlası on iki rekât, ortası ve en faziletli olanı sekiz
rekâttır, diyen âlimler de vardır. Büyük
muhaddis Hâkim bu konuda şöyle demiştir. "Ben
hadis hafızı olan, kuvvetli ilim sahibi hadis
imamlarıyla arkadaşlık ettim. Onların, bu
konudaki haberlerinin sıhhatli olması sebebiyle duhâ
namazını dört rekât kıldıklarını
gördüm. Ben de aynı görüşteyim." (Tahtavî, 321) Öte yandan
âlimler duhâ namazını
devamlı kılmanın mı, yoksa zaman zaman kılmanın mı faziletli olduğu
konusunda
değişik görüşler beyan etmişlerse de, tercih edilen görüş, devamlı kılmanın faziletli
olduğudur.
Duhâ (kuşluk) namazının vaktine gelince; bu vakit güneşin
doğuşundan,
yaklaşık iki saat sonra başlar ve güneşin semanın ortasından batıya hafif
yönelmesinden az
önceki zamana kadar devam eder.
|