|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Ibadetler ya sırf malîdir : Zekât, öşür, keffaret... gibi. Ya sırf bedenîdir: Namaz, oruç, itikâf,
Kur'ân okumak, zikrullah yapmak gibi.Ya da hem malî, hem de bedenîdir : Hac
gibi...Hâfizü'd-Dîn en-Nesefi'nin ifadesine göre niyâbet (başkası adına yapma), malî olan
ibadetlerde acz halinde de, kudret halinde de câizdir.Bedenî ibadetlerde hiçbir halde câiz
değildir.Hem bedenî, hem de malî (mürekkep) ibadetlerde ise, sadece acz halinde câizdir
ve
aczin ölüme dek uzanan devamlı bir acz olma şartı vardır. (Nesefi, Kenzü'd-dekâik
(Tebyîn ile)
ll/85.)
Imâm Zeylâ-î bunu şöyle açıklar :"Zira malî ibadetlerden
maksat, muhtacın
ihtiyacını gidermektir. Bu ise bizzat mükellefin fiili ile hasıl olabileceği
gibi, nâibinin fiili ile de hasıl
olabilir. böylece imtihanın özelliği yine tahakkuk etmiş olur.
Dolayısı ile her ikisi de eşittir. bedenî
ibadetlerde ise niyabet hiç bir halde câiz değildir.
Zira bunlardan maksat, Allah'ın (c.c) rızasını
talep amacıyla, nefs-i emmâreyi güçsüz
düşürmektir. Çünkü o Allah'a (c.c) düşman olarak
ortaya atılmıştır. Hadîs-kudsîde,
"Nefsine düşman ol! Zira o Bana düşman olarak dikilmiştir."
buyurmaktadır.İşte bu gaye,
nâibin fiili ile aslâ hasıl olmaz. Dolayısı ile böyle ibadetlerde bir
fayda temin etmediğinden
dolayı niyabet cereyan etmez. (Zeylaî N/85) Bu yüzdendir ki,
müctehit imamlar, ölmüş birisi
yerine hiç kimsenin namaz kılamayacağında ve oruç
tutamayacağında müttefiktirler.
Bizim mezhebimizde, diri olması halinde de durum aynıdır.
Binaenaleyh, bu durumda
ücretle tutmanın câiz olmayacağı daha açıktır. Zira niyabet
isti'cardan kolaydır."
(Ibn,'Abidîn, Sifa'ul-alîl, s.165.) Imâm Birgivî de "Ikâzu'n-Nâimîn" adlı
risâlesinde:"Sadece bedenî bir ibadet olup, bir vesile olmayan namaz, oruç, Kur'ân
okumak.
Tehlil, tesbih, tekbir ve tasliye gibi bir ibadete; bir mal almak amacıyla, sevabını
da verdiği,
sadece bu sevabın kendisine ulaşması için verene bağışlamak niyyetiyle
koyulmak ve
başlamak, ne Islâm mezheplerinden bir mezhebde, ne de semâvî dinlerden
birinde câizdir."
(Ibn ‚Abidin, Şifâ'ul-‚alîl, s. 174.) der.
|