|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Harama
ve özellikle de karşı cinsten görmemesi gereken uzuvlara, yani "avrete" bakmanın ne
kötü bir
günah olduğunu bildiren bir çok âyet-i kerime ve hadîs-i serîfler vardır. Tek cümle
ile, hadîsi
kutsi de buyurulduğu gibi, "bakma, şeytanın zehirli oklarından bir oktur." Ancak
yaklaşık olarak
sizin verdiğiz mânâda bir söz (hadîs) fıkıh kitaplarında zikredilirse de
müdekkik âlimlerce aslı
bulunamamıştır. Hidâye dahil, fıkıh kitaplarının "Haram-helâl"
bölümlerinde zikredilen şekliyle
meali şöyle dir: "Kim yabancı bir kadının güzelliklerine
şehvetle bakarsa Kıyamet günü gözlerine
eritilmiş kurşun dökülecektir." Bakabıldiğimiz
kadarı ile bu anlamda bir hadîs meşhur hadîs
kaynaklarında olmadığı gibi, Ibn Kesîr'in
Mecma'uzzevâid'i ve el-Hindî'nin Kenzü'1-Ummâl'i
gibi müracaat kitaplarında da yoktur.
Ibn Hacer ed-Dirâye'sinde bunu bulamadığını söyler.(Ibn
Hacer, ed-Diraye
I/225)
Zeyla'î "gariptir" der.(Zeylâî Nasbu'r-râye) Ancak "garib"i
hadîs
istilahındaki meşhur mânâsı ile değil "bulunamamıştır" gibi bir anlamda kullanır. Her ikisi
de bunun değil de buna benzer bir hadîsin var olduğundan söz ederler. "Istemedikleri
halde bir
topluluğa kulak verip dinleyenin kulağına Kıyamet günü eritilmiş kurşun
dökülecektir."
anlamındaki o hadîs meşhur kaynaklarda vardır ve sahîhtir.(bk. Buhari,
ta'bir 45; Ebu Davud,
edeb 88; Tirmizi, libas 19 vb.) Ibnü'1-Esîr de meşhur hadîs
lugatinda, sadece ikinci hadîse
işaret etmektedir.(Ibnü'I-esîr, en-Nihâye I/77) Buna göre
muhtemelen kulak için vârid olan
tehdit bir kelime değiştirmekle yanlışlıkla göz için de
kullanılmıştır. Ya da hadîs kitaplarına
geçmemekle beraber fıkıhçılar kanalı ile
nakledilegelmiştir. Her halükârda hadîsçilerin bu söze
verdikleri not "aslı yoktur"
şeklindedir. Yani hadîs olduğunu gösteren bir senedi bulunamamıştır,
demektir.
Avrete Bakmanın Etkisi
Kadının kadına ve erkeğin erkeğe
gösteremeyeceği yerlerinin göbekle dizkapağı arası olduğunu biliyoruz. BuraIarın
isteyerek
gösterilmesi halinde kırk günlük sevabın boşa gitmesi diye bir şey var
mıdır?
Insan ruh
ve beden ikilisinden oluşan bir varlıktır. Beden nasıl helâl ve
faydalı gıdalara muhtaç ise, zararlı
ve zehirli gıdalardan korunması gerekiyor ve
korunmadığı takdirde kötü yönde ve bazan uzun
süreli etkileniyorsa ruh da öyledir.
Gıdası olan ibâdetler ve zikirle beslenmeli, maddî ve manevî
haramlardan korunmalıdır.
Korunmadığı takdirde, haramın derecesine göre ruh ondan
etkilenecek ve insanın
manevî mekanızması(letaifi, manevi alıcıları) bozan bir tel kopmakla,
bazan arap saçına
dönmekle, bazan da (Allah korusun) tamiri mümkün olmayacak biçimde
parçâ parça hale
gelmekle zarar görecektir. İşte her günahın insanın manevi dünyasında üç
gün, beş
gün, kırk gün; ömür boyu sürecek bir izi olur, sevabı da o nisbette azalır. Meseleyi
-Allahu
a'lem- böyle anlamak gerekir. Yoksa göbekle dizkapağı arasını gösteremeyeceği
insana
gösterenin bütün amelleri boşa gider; hiç bir hayrı kalmaz diye anlamamalıdır: Bir lokma
haramın ibâdetler üzerinde kırk gün kötü tesiri vardır, mealindeki hadisde bize bu noktada
ışık
tutar.
|