|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Müslüman
kadınların
tesettür maksadıyla giydikleri kolsuz, bol ve geniş üst örtünün adı. Buna "car"
da denilirdi.
Eskiden müslüman kadınlar ferâce giyerlerken, Hicaz ve diğer Ortadoğu
bölgelerine giden
ailelerin Arap kadınlarının giydikleri "torba", "dolma" diye adlandırılan
çarşafları Tanzimat'tan
sonra İstanbul'a getirmeleri bu örtünün İstanbul'da ve taşrada
da yaygınlaşmasına neden
olmuştur. Eskiden Suriye'de, hristiyan ve yahudi kadınları;
Rumeli'nin bazı yerlerinde de
hristiyan kadınları sokağa çıkarlarken çarşaf
giyerlerdi.
Çarşaf, Farsça çarşeb'den
bozmadır. Çarşeb'in aslı da gece örtüsü
anlamına gelen çarşeb'dir. Yatak ve yorganda
kullanılan bez örtünün adı da buradan
gelir. Çarşaf, ilk kullanıldığı dönemlerde şimdiki yatak
çarşafları gibi tek bir parçadan
ibaretti. Önden kavuşturulup ayaklardan bele kadar bükülerek
sağdan sola, soldan sağa
beldeki kemerin arasına sokulur, arkadan ortanın üst kenarı ile
peçenin üstüne gelmek
üzere baş örtülür, şakaklardan iğnelenir, aynı kenarın baştan aşağı
sarkan iki ucu
üstüste kapanıp içinden tutulurdu. İstanbullular ilk zamanlarda siyah kıl peçe
yerine
yüzlerine dallı yemeni örterlerdi. Çarşaflar; ipekli yünlü kumaşlardan yapıldığı gibi muhtelif
renkleri vardı. Fakat en çok kullanılan renk siyah idi. Kıyafetlerde yapılan değişiklik ve
inkılâplardan sonra Türkiye'de çarşafın giyilmesi yasaklanmış olmasına rağmen, bazı
müslüman
kadınlar bu tesettür biçimini korumuş ve günümüze kadar giyilmesini
sağlamışlardır.
İslâm'da tesettür yani kadının vücudunu örtmesi kesin nass ile
sabittir.
Bu örtü nasıl olursa olsun önemli olan vücut hatlarını göstermeyecek şekilde bol
dikilmiş kalın
bir kumaştan olmasıdır. Abâye, ferâce, harmani vb. bol dikimli dış kıyafetler
de müslüman
kadınların giyebileceği kıyafetlerdir. Çarşaf da bu kıyafetlerden biridir.
Önemli olan, hür
kadınların özgürlüklerini simgeleyen ve onları yabancı erkeklerin
bakışlarından koruyan ve
İslâm'ın razı olduğu bol bir kıyafet ile örtünmektir.
|