|
Yazar ATALAY
|
|
Pazar, 13 Kasım 2005 |
Müslüman kadını
baştan aşağı örten çarşaf, ferâce ve câr gibi dış kıyafet. Gerek Medine döneminde
gerek daha
sonra ki dönemlerde mümin kadınların evden dışarıya çıktıkları vakit
üstlerine giydikleri bol ve
geniş bir örtü olup, onları tanınmayacak şekilde örten bir nevi
çarşaf demektir. Cilbab mümin
kadınların Allah'ın tesettür emrine uymak için giydikleri dış
örtünün Kur'an-ı Kerîm'deki
adıdır.
Cilbab, mümin hanımların alâmetidir. Bunu
giyen bir hanımın tanınması ve
hakkında su-i zanna düşülmesi mümkün değildir. Zira
cilbablı hanımların böyle bol ve geniş bir
örtüye bürünerek saygıyı gerektiren bir dış
kıyafetle tam tesettürlü olarak vakarla dolaşmaları,
sokaktaki kadınlara sataşmayı huy
edinen cahillere çekinme hissi verir. Böyle bir İslâmî dış
kıyafet bu gibi kimselerin
yapacakları edepsizliğe engel olur. (Ayrıca bk.
Tesettür).
Cilbab tabiri Kur'an-ı
Kerîm'in el-Ahzâb suresinde şöyle ifade buyrulur: "Ey
Peygamber! hanımlarına, kızlarına
ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine
cilbablarını alsınlar. Bu,
onların tanınmasını ve bundan dolayı incitilmemelerini sağlar. Allah,
Gafûrdur, Rahîmdir.
" (el-Ahzab, 33/59)..
|